Regaib Gecesinin Önemi ve Yapılacak İbadetler

Regaib Gecesinin Önemi ve Yapılacak İbadetler

  • 21 Mart 2018

Regaib Gecesinin Önemi ve Yapılacak İbadetler

Sevgili Ziyaretcilerim.

Regaib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek demektir. "Reğib" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğibe"dir. "Reğibe"nin çoğulu da "reğaib" dir. Kelime olarak "Regaib"in aslı budur.

Regaib kelimesi Kuran'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'an'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifade ettiği mana için kullanılmaktadır (el-Bakara, 2/ 130; en-Nisa, 4/ 127; et-Tevbe, 9/59,120; Meryem, 19/46; el-Enbiya, 21/90; el-Kalem, 68/32; el-İnşirah, 94/8).

Terim olarak Regaib, Türkçe de kandil geceleri dediğimiz mübarek gecelerden biridir. Hicri takvime göre, yedinci ay olan Receb'in, müslümanlar arasında kutsal kabul edilen ilk cuma gecesidir. Bu gecede Yüce Allah'ın rahmet, bağış ve yardımlarının dağıtıldığına inanılır.

Hz. Muhammed (S.A.V.)'in Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekat namaz kıldığı kabul edilir. Fakat bu rivayetlerin de, herhangi bir dayanağı yoktur. Müslümanlar arasında, Regaib gecesinde on iki rekat namaz kılma alışkanlığı, ilk kez on ikinci yüzyılın başlarında görülmüştür. Müslümanlar arasında mübarek sayılan "Regaib" gecesi ibadetle ihya edilir.

Namazın kılınması, fıkıh alimleri arasında tartışma konusu olmuştur. Alimlerin ekseriyeti, aslında böyle bir namazın olmadığı kanaatinde birleşmişlerdir.

On sekizinci asırda, Regaib geceleri tekke ve zaviyelerde gösterişli törenlerle kutlanmaya başlandı. Tasavvuf ehli olan şairler, bu gece için "reğaibiye" adı verilen şiirler yazdılar. Bu şiirlerin bazıları bestelenerek yapılan törenlerde okundu. Diğer kandil gecelerinde olduğu gibi, Regaib kandillerinde de minarelere kandillerin asılması gelenek haline geldi. Halk arasında Regaib gecelerinde ibadet ve duada bulunma, geceyi kandil simidi ve şekerlemeleri ile kutlama adeti yerleşti. Bu gibi adetler, günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

Regaib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibadetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.

Reğaib, Rasulullah’ın (S.A.V) in anne rahmine şeref verdiği gece midir?

Bazı fezail kitaplarında ve bunlara bağlı olarak kimi Müslümanlar arasında Reğaib gecesinin, Peygamberimiz’in dünyaya teşriflerinin ilk halkasını teşkil eden anne rahmine şeref verdiği gece olduğu şeklinde yaygın bir telakki vardır. Ancak bu gece ile veladet-i Nebeviyye arasındaki müddet, bu telakkinin doğru olmadığına işaret etmektedir. Şu kadar var ki Hz. Amine’nin Fahr-i Alem Efendimiz’i hamil olduğuna bu geceden itibaren muttali olmuş olabileceği akıldan uzak değildir.Regaib kandilinin, Rasulullah efendimizin babası Hz. Abdullah'ın evlendiği gece olduğu da iddia edilmiştir ki, kutlu doğum tarihi bu iddiayı çürütmektedir. Bazı Müslüman ülkelerde kimi yörelerde, bir asırdan beri, Abdullah'ın evlendiği geceye, Regaib kandili ismini veriyorlar. Regaib gecesine böyle ma'na vermek doğru değildir. Böyle söylemek, Rasulullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Amine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusur sayılmaktadır. Peygamberler ise ismet sıfatın sahip oldukları için böylesi kusurlardan beridirler.

Diğer taraftan meseleyi uzlaştırıcı ve çözümleyici bir yaklaşım ise şöyle açıklama getirmektedir: “İslamiyyetin ilk zamanlarında ve İslamiyyetten evvel, Receb, Zilka'de, Zilhicce ve Muharrem aylarında harb etmek haram idi. İslamiyyetten evvel, Arablar, Receb veya Muharrem aylarında harb edebilmek için, ayların yerini değişdirir, ileri veya geri alırlardı. Rasulullah (S.A.V.), hicretin onuncu senesinde, yüzküsur bin müslüman ile veda' haccı yaptığı zaman: ‘Ey Ashabım! Haccı tam zamanında yapıyoruz. Zaman döndü dolaştı, nihayet ilk başladığı noktaya ulaştı. Artık ayların sırası, Allahü Tealanın yarattığı zamandaki gibidir.’ buyurdu. Babası Abdullahın evlendiği sene, ayların yeri değişik idi. Receb ayı, Cemazilahır yerinde idi, yani bir ay erkene alınmış idi. O halde, nur-i Nübüvvetin, Amine valdemize intikali, şimdiki Cemazilahır ayındadır, Recebteki Reğaib gecesinde değildir.” Dolayısı ile Mefhara-i Kainat Efendimiz’in annesinin rahmine teşrif ettiği ilk gece, 571 yılı itibariyle o zamanki Arapların bir ay öne aldıkları için Receb ayının ilk Cuma gecesi olarak görünmekle beraber, hakikat-i halde Cemaziyelahir’in ilk Cuma gecesi olmaktadır. Malum, Kameri yılın ayları sırasıyla: Muharrem, Safer, Rabiülevvel, Rabiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce’dir. Veda haccından zamanımıza kadar haram ayların ve dolayısı ile Receb’in de artık bir daha yerinin hiç değiştirilmemiş olması itibariyle, bugün için de cemaziyelahir’in ilk Cuma gecesi (olum tarihi) ile Rabiülevvel’in 12’si (doğum tarihi) arasında tıbbi hamilelik süresi olan 280 gün bulunduğu ortaya çıkacaktır ki bu hem yukarıdaki tarihi bilgiye hem de tıbbi bilgiye uygun düşmesi bakımından yabana atılamaz bir bilgi olmaktadır. Daha isabetli ve güçlüsü de henüz bilinmemektedir.

Bu açıklama gerçekten muhtemel münakaşalarda ikna edici ve meseleyi çözücü mahiyettedir. Ne var ki bununla beraber Reğaib gecesinin dini temelleri sadedinde böyle bir kabul de yeterli rasanet ve asliyete sahip midir? Reğaible alakalı kesin olan şudur: Peygamber Efendimiz’in Allah’ın bazı çok özel fiili tecellilerine mazhar olduğu, nurani lutf u ihsanlara, semavi mevhibelere eriştiği gerçeği ve buna bağlı olarak da ümmetinin dualarının kabul edilip benzeri bir mazhariyetin kapılarının kendilerine açılmış olma fırsatıdır. Gecenin kutsiyetine dair Rasulullah’ın anne karnındaki hayat süreci içinde muhakkak daha başka mühim bir hadisenin vuku’ bulmuş olması mülahaza edilse, araştırılsa, acaba daha güçlü hangi olaylara ve delillerine ulaşılabilir? Böyle ilmi ve fikri bir seyahat için şöyle ki diyelim:

Bediüzzaman Hazretleri de Reğaib’in kutsiyetini vurguladığı bir yerde, Hazret-i Risalet’in (S.A.V)bir derece bir cihette alem-i şehadete (dünyaya) Reğaib gecesi teşrif ettiklerini bildirir. 4 “Bir derece, bir cihette alem-i şehadete teşrifi” ifadesi ile bu teşrifi takyid altına almış olması da manidardır; fakat bu müphemlik, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun rahm-i mader’de ispat-ı vücud ettikleri ilk günü tam olarak tespit edebilmenin mümkün olamayışı sebebiyledir. Şöyle ki: Matematiksel olarak hesapladığımız takdirde: her Recep ayının ilk Cuma gecesi olan ve Rasulullah’ın anne rahmine düştüğü gece olduğu söylenen Reğaib kandili ile, (Rabiülvvel ayının 12. gecesi olan) Efendimiz’in doğum günü Mevlid kandili arasında yaklaşık olarak 8 ay 10 veya 17 günlük bir zaman dilimi bulunmaktadır. Dolayısıyla ortalama bir ay gibi bir süre eksik çıkmaktadır. Eğer Peygamberimiz’in anne karnında ikamet müddetini –her normal insan gibi- 9 ay 10 gün üzerinden hesaplayacak olursak –ki hesaplamalıyız-, Efendimiz’in ana rahmine ilk teşriflerinin Cemaziyelevvel ayının son haftasına müsadif olduğu sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır.

Vakıa erken doğum hadiseleri olabiliyor; ancak İslam Tarihi ve Siyer kaynaklarında Efendimiz’in erken doğmuş olduğuna dair herhangi bir beyan söz konusu değildir; zaten eğer realitede böyle bir durum olsaydı, bu muhakkak ya Peygamberimiz’in mübarek anneleri, ebeleri, akrabaları tarafından, ya da ashab-ı kiramı tarafından dile getirilirdi. Peki, her şeye rağmen bu erken doğum bilgisi bir gerçek olup, ancak o dönemde şüyu bulmamış olamaz mı? Meçhulümüz bazı maslahat ve hikmetlere binaen çoğunluk avam-ı mü’minine böyle bir hakikat bildirilmiş olamaz mı? Tabii ki olabilir, mümkündür; ama mümkünü’l-vuku mudur, bilemeyiz, ama çok çok uzak bir ihtimal olmanın ötesine gitmeyeceği aşikardır. Çünkü Hz. Muhammed’in risaletine karşı çıkanlar ellerindeki bütün bilgileri aleyhine kullandıkları gibi, büyük bir ihtimalle bu erken doğumu da kullanmış olmaları düşünülebilirdi. Kaldı ki ismet sıfatını haiz peygamberler, yaratılışları itibariyle de kusursuzdurlar; hele peygamberler peygamberi olan Habib-i Kibriya Efendimiz, katiyen “erken doğmuş” olamaz.

Reğaib Kandili, demek ki o beklenen Nebi’nin anne karnında olduğu bir sürece tevafuk eder. Belki de o sürecin ilk mühim merhalesinin kilometre taşıdır. Halk arasında –hakikate muhalif olarak- anne karnına düştüğü gece olarak bilinen Reğaib Kandili, bazı alimlerce annesi Amine Hatun’un Peygamberimiz’e hamile olduğunu farkettiği, belirtileri yakaladığı gecedir. Bediüzzaman Hazretleri ise Reğaib gecesinin Zat-ı Ahmediye’nin terakki hayatının başlangıcının ünvanı olduğunu; Mi’rac gecesinin de Zat-ı Ahmediyenin terakki hayatının zirve noktasının ünvanı olduğunu bildirmektedir. Reğaib’in kudsiyetini vurgularken de, Hazret-i Risalet’in (S.A.V)bir derece bir cihette alem-i şehadete (ana rahminde dünyaya) Reğaib gecesi teşrif ettiklerini haber vermektedir.

Bu iki iktibası mercek altına alalım: 1. Reğaib Kandili, Zat-ı Ahmediyenin terakki hayatının başlangıcının ünvanıdır. 2. Hazret-i Risalet bir derece bir cihette alem-i şehadete Reğaib gecesi teşrif etmişlerdir. Şimdi Hz. Rasul, Reğaib gecesi rahm-i maderinde olduğuna göre, öyle mühim bir olay olmalı ki gerçekleştiği gece kutsiyet kazansın ve “kandil”e dönüşsün. Bu, onun risaletinden sonraki hayat-ı seniyyelerinde tahakkuk eden bir mazhariyet olabilir, bu meyanda rivayetler var. Fakat anne karnında –tahmini- o ilk kırk güne tekabül eden zaman diliminde cereyan eden en büyük hadise kanaatimce ona taraf-ı ilahiden bir meleğin gönderilmesi hadisesi olabilir, Allahü A’lem. Hem annesi Hz. Amine Hatun, o irsal-i melek esnasında veya hemen akabinde onun varlığını farketmiş olabilir. Bediüzzaman Hazretleri Reğaib için “Zat-ı Ahmediyenin terakki hayatının başlangıcının ünvanı” diyor. Terakki ise insanın manevi cihetiyle, yani melekuti yanı ile alakalı bir husustur. Bedeni uzuvların ilk cem’i ve melekutiyete açılması, tekamül ve terakkiye müstaid kılınması işte o ilk ziyaret edilişle birlikte zaman şeridi içerisinde start almıştır denebilir.

İkincisi: “bir derece, bir cihette alem-i şehadete teşrif ettikleri gece” diyor. Fizik bedeninin çekirdeği (DNA şifreleri, ilmi programı, mimari projesi) daha önceden zaten şehadet aleminde aba ü ecdadının sulbünde asırlardan geçe geçe ilerleyerek ta o vakte ulaşmıştı ve bu şehadet alemi dahilinde gerçekleşen fiziki bir intikal-i maddiye-i asliye idi. Fakat “alem-i şehadete teşrif” ise, alem-i gaybden olur. Bu da onun ruhlar aleminden şu görünen şehadet alemine ruhen geçişi öncesi, bedeninin ilk defa bütünüyle bir araya toplanmasını ve bir melek vasıtasıyla ruhani ve melekuti donanımını mahiyetinde barındıracak olan cism-i nezihinin bütünüyle tayin ve kaydının yapılmasını akla getirmektedir.

Ne var ki ruhun cenine kaçıncı gün üflendiği ile ilgili rivayetler de farklı yorumlara neden olmuştur. Buhari ve Müslim gibi sahih hadisleri toplayan kaynaklarda rivayet edilen bir hadise göre Peygamberimiz (S.A.V)in insanların yaratılışlarını ve kaderlerinin (alın yazılarının) yazılmasını açıklarken şöyle buyuruyor:" Her birinizin yaratılması anasının karnında kırk günde toparlanır, sonra orada, aynı süre içinde alaka (katılaşmış kan veya asılan nesne) olur, sonra aynı süre içinde muzğa (bir çiğnemlik et) olur. Sonra melek gönderilir, ona ruhu üfler ve kendisine dört sözlük emir verilir: Rızkı, eceli, ameli (yapıp edeceekleri) ve ebedi hayattaki durumu; cenhnetlik mi, cehennemlik mi olacağı yazdırılır..." (Buhari, Bed'u'l-halk, 6; Müslim, Kader, 1-5).

Buhari ile Müslim'de yer alan bu rivayet dışında hadisin Müslim'deki başka rivayetlerinde önemli farklılıklar görülmektedir:

a) Ruhun üflenmesine kadar geçen süre yukarıdaki rivayette 120 gün gibi anlaşılabildiği halde diğer rivayetlerde açıkça üç rakam daha zikredilmiştir: 40, 45, 42.

b) Rivayetlerin birinde kırk iki günden sonra göz, kulak, deri, et ve kemiğin yaratıldığı, sonra melek tarafından Allah'a "erkek mi, yoksa kız mı" diye sorulduğu, Allah'ın hükmettiği ve meleğin de yazdığı kaydedilmiştir.

Buna göre ruhun 120 günde üflendiği anlamına neden olan rivayetin, her kırk günü, “aynı kırk gün içinde” diye tevil ederek, diğer 40 veya 40 küsur günü açıklayan rivayetleri tercih etmenin daha isabetli olacağını düşünüyoruz.

Efendimiz’in Reğaib gecesi ya 40’ını, ya da 42’sini doldurduğu; dolayısıyla da, her insane gibi anne karnındaki dünyevi yaratılışı itibariyle 40. ve 42. gününde cenine ruhunun üflendiği şeklinde yorumlamak çok uygun düşecektir. Böylece Peygamberimizin anne karnındaki 40 veya 42. gününde bir meleğin gelerek rahm-i maderdeki masum ceninin suretini/şeklini, kulağını, gözünü, derisini, etini, kemiğini.. vs. tayin ettiği, yazdığı; cinsiyetini, ecelini ve rızkını da bizzat Allah’a sorup ondan aldığı cevaplara göre bir sayfaya kaydettiği, ona cenine Ruhunu üflediği ortaya çıkmış olur. Hz. Amine validemiz de ancak o zaman böyle bir ilk cem’ ve tayin, ayrıca ruhun da üflenmesi sonrası neye hamile olduğunu belirtilerinden fark etmiş olabilir.

Nur-u Muhammedi’nin anne rahmine düştüğü gece bir meleğin seslenişi.

Sehl b. Abdullah Tusteri (ra) buyurmuştur ki: “Allah Teala Hazretleri, Nebiy-yi Muhterem (sas)i ana rahmine düşürmeyi dilediği gece emreyledi: Cennet hazinedarı melek, Firdevs cennetini açtı ve bir münadi, göklere ve yerlere: “Agah olun ki, Muhammed’in (S.A.V) nuru, bu gece ana rahminde karar kıldı, hilkati onda tamam olup dünyaya gelerek beşir ve nezir (müjdeleyici ve sakındırıcı) olsa gerek!” diye seslendi.”

Regaip Kandilinde Yapılacak İbadetler

Regaip gecesinde yapılacak ibadetler nelerdir? Regaib kandili namazına nasıl niyet edilir?

Regaip kandili,Üçayların ilki olan Recep ayının ilk cuma gecesi yani perşembeyi cumaya bağlayan gecedir?

Bu gece Hz. Aminenin Peygamber (S.A.V.) Efendimize hamile olduğu gece yani Peygamber Efendimizin nurunun yeryüzünü aydınlatmaya başladığı Rahmet ve bereket gecesidir. Dolayısıyla bu geceyi ibadet ve taatla geçirmek Efendimiz hürmetine Cenab-ı Haktan bağışlanmamızı dilemek için büyük bir fırsattır. Bu gece kılınacak namaz ile birlikte bol bol tevbe ve istiğfar edilmeli ,özellikle teşrifiyle aleme rahmet olan Peygamber Efendimizi salatü selam ile yadetmek lazımdır.

Bu gece mümkünse evvela bir tesbih namazı kılınmalı,hatmi enbiya yapılmalı ve bu geceye mahsus olan kandil namazı kılınmalıdır.

Bu gecede akşam ile yatsı arasında 12 Rekat hacet namazı kılınır. 2 Rekatte bir selam verilir.

Hacet namazına şöyle niyet edilir: "Ya Rabbi, beni, Peygamber Efendimiz hürmetine feyzi ilahine, afv-ı ilahine, rıza-i ilahine nail eyle. Abid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve ahiret sıkıntılarından halas eyle."

Her Rekatte, 1 Fatiha, 3 İnna enzelnahü, 12 İhlas-ı şerif okunur. 12 Rekat bittikten sonra 7 veya 70 defa Salatı ümmiye okunur. Salat-ı Ümmiye şudur:

ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ٱلنَّبِىِّ ٱْلاُمِّىِّ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedini'n Nebiyy'il-ümmiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim."

Secdeye varıp, secdede 70 defa şu tesbih okunur:

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ ٱلْمَلآَئِكَةِ وَٱلرُّوحِ

"Sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbü'l - melaaiketi verruh".

Secdeden kalkıp, oturarak şu dua okunur:

رَبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ ٱْلاَعَزُّ ٱْلاَكْرَمُ

"Rabbiğfir verham ve tecavez amma ta'lem. İnneke ente'l-eazzü'l-ekrem."

Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa, "Sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbü'l- melaaiketi verruh" okunur.

Tesbih namazı kılınışı : Regaib Kandili tesbih namazı akşam namazı ile yatsı namazı arasında kılınabileceği gibi gecenin ilerleyen saatlerinde de ifa edilebilir. 4 rekat olan Tesbih namazına başlarken niyet edilir ve okunması gereken bir tesbih vardır.

Tesbih namazını kılmadan önce teşbih namazı hakkında kısa bilgi vermek istiyorum

Bir defa tesbih namazı kılmanın mükafatı geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek, gizli veya aşikar yapılan, küçük ve büyük bütün günahlarını affedileceğidir

Tesbih namazı hakkında Kuran'da geçen herhangi bir ayet yoktur. Ancak bu namaz hakkında hadis rivayet edilmiştir. Resulullah (S.A.V), amcası Hz. Abbas'a tesbih namazı hakkında bu tavsiyede bulunmuştur:

Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikar yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır:

Dört rekat namaz kılarsın, her rekatında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rekatta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa: "Sübhanellahi velhamdu lillahi ve la ilahe illallahu vellahu ekber" dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükuda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve basını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rekatta yetmiş bey defayı tamamlamış olursun.

Ey Amcacığım! Eğer güç getirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç getiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl."

Tesbih namazına nasıl niyet edilir : Regaib Kandilinde kılınması önerilen tesbih namazına niyet ederken şunlar söylenir; Ya Rabbi, niyet eyledim rıza-i şerifin için tesbih namazına. Ya Rabbi, bu gece teşrifleriyle alemleri nûra garkettiğin sevgili habibin, başimızın tacı Resul-i Zişan Efendimiz Sallallahu Aleyhi vesellem'in hürmetine ve bu geceki esrarın hürmetine ben aciz kulunu da afv-ı ilahine, feyz-i ilahine mazhar eyle. Allahü Ekber“

Tesbih namazında okunacak tesbih : Regaip Kandilinde günahların affına vesile olan tesbih namazı 4 rekat olarak kılınır. Bu namazı kılabilmek için şu tesbihi ezbere bilmek gerekir. "Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billahil-aliyyil-azıym".

Regaip Kandili Tesbih namazında her rekatte okunan tesbih adedi 75'dir. Dört rek'atte 300 tesbih okunmuş olur.

Tesbih namazı kılınışı :  "Allahü Ekber" diyerek namaza başlanır. Yukarıdaki tesbih: -"Sübhaneke..."'den sonra 15 kere,

-Zamm-ı sureden sonra 10 kere, -Rükuda 10 kere,

-Rükûdan doğrulunca 10 kere,

-Secdede 10 kere,

-Secdeden doğrulunca 10 kere,

-İkinci secde de 10 kere, okunur. Böylece birinci rekat kılınmış olur.

İkinci rekata kalkılınca Fatiha-i şerifeden önce yine 15 kere, diğer yerlerde de, tarif edildiği gibi 10'ar kere okunarak 4 rek'at tamamlanır. İkinci rekatte oturulduğunda, "Et-tehiyyatü..." den sonra, "Allahümme salli..." ve "Allahümme barik...", üçüncü rekat için ayağa kalkıldığında da "Sübhaneke..." okunacaktır.

Regaip Kandili zikirleri  : Regaib Kandili gecesinin ihyası, yatsı namazıyla sabah namazını camide cemaatle kılmakla olur. İnsan sabahlara kadar, akşamlara kadar ibadet etmiş gibi sevab kazanır. Bir başka ihya şekli zikirdir. Regaib Kandilinde "La ilahe illallah", "Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala ali seyyidina muhammed", "Estağfirullah", "Sübhànallah", "Elhamdülillah", "Allahu ekber", "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim", "Allah" zikirlerini çekmek büyük sevaptır.

Sevgili ziyaretçilerim

Her ne kadar birçok kendisinin din alimi olduğunu iddia eden zat-ı muhteremler İslam dininde kandiller yoktur sonradan uydurulmuştur bu günlerde oruç tutmak ibadet yapmak gereksiz gibi tuhaf açıklamalar yapması Sizler asla bu mübarek günlerde ve de ibadetten alıkoymasın.

Cenab-i Allah rızası ve Hz. Muhammed (S.A.V) efendimizin şefaati gözetilerek yapılan ibadetlerden kimseye bir zarar gelmez.

Tekrar Üç Aylarımızı ve Regaib gecemizi tebrik ediyor.

Cenab-i Allah’tan Bu Mubarek aylarda kurtuluşa erenlerden olmamızı temenni ediyorum

Sevgi, Saygı ve Dua ile

Cenab-i Allah Emanet olunuz